Hata! Javascript'inizi açınız
Web Sitemize Hoşgeldiniz 22 Eylül 2019

Rize Şehrinin İsim Hikayesi

Şimdiki Yazımızda “Rize Şehrinin İsim Hikayesi” Konusundan Bahsedeceğiz

RİZE’NİN ADI ÜZERİNE

Çok çok eski zamanlarda, Ali Reis derler, deniz tutkunu bir adam varmış. Karısının adı Roza imiş. Bu karı koca sevdalı değil, kara sevdalıymışlar. Ne Ali Reis ne de Roza birbirinden ayrı kalmaya dayanabilirlermiş.

Ali Reis’in hâli vakti yerindeymiş. Parası pulu çokmuş. Bir Roza’ya bir de Karadeniz’in yeşiline hayranmış. Bu yüzden dağların yamacında, ormanlar içinde bir yere güzel bir saray yaptırmış. Dışını süslemiş fil dişinden, içini bezetmiş Hint işinden.
Ali Reis ile Roza Hatun bu sarayda yaşarlarken, sevinçle coşup mutluluktan uçarlarken Ali Reis denize çıkmak istemiş. Takasına binip hırçın dalgalarla kabaran Karadeniz’e açılmış.
Hava soğuk, deniz fırtınalıymış. Ali Reis bu çetin havada bir daha denizden dönmemiş. Ne oldu, nereye gitti, takası mı battı; bilen yokmuş. Herkes ondan ümidini kesse de bir tek Roza Hatun kesmemiş. Günlerce, sarayın penceresinde Ali Reis’i beklemiş. Gözünün yaşı sel olup akmış, ahı figana karışmış. Geceler boyunca denizden bir ışık, bir umut, bir haber beklemiş. Ama ne gelen olmuş ne bir selam getiren…
Roza içini türkülere dökmüş, derdini esen yele söylemiş. Kara perçemi ağarmış, gül benzi sararmış, giden gelmemiş. Bir gün bakmışlar ki pencerenin önünde Roza Hatun yok. Kepenkler kapalı, saray mahzun… Beklemişler ama açan olmamış, pencerede Roza Hatun görünmemiş. “Acep başına bir hâl mi geldi?” diye merak edenler, Roza’nın derdiyle dertlenenler koşup içeri girmişler. Bakmışlar ki saray bomboş. İn cin top oynuyor. Roza Hatun nereye gitmiş, bilinmiyor. Yalnız pencerenin önünde bir pusula, pusulanın içinde şu not varmış:
“Muradım kaldı sevgili yarda, ah-u zarım kaldı sarayda. Ben devran süremedim, salınıp gezemedim. Bari beni sevenler buraya yerleşsinler. Malımı mülkümü pay etsinler. Salınıp gezsinler sarayımda, beni bulsunlar aralarında. Fakir görürseniz sandığımdan giydirin, aç görürseniz kilerimden doyurun. Yetimlerin gözünü yaşlı koymayın.” Bu notu okuyanlar, Roza’nın derdiyle yananlar bu yeşil dağları mesken tutmuşlar. Roza’nın sarayının çevresine güzel bir şehir kurmuşlar. Hazinelerini fakir fukaraya vermişler. Kurdukları bu şehrin adına “Roza” demişler. Söylene söylene, dilden dile “Rize” olmuş.
Derler ki Rize’nin ardı arkası kesilmeyen yağmurları Roza’nın gözyaşlarıymış. Kemençenin dertli dertli inlemesi de onun yüreğindeki sızıdan kaynaklanıyormuş. Rize insanlarının cömert, içli ve narin oluşu da Roza’ya benzemelerindenmiş.

Sara GÜRBÜZ ÖZEREN


 


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAS

Yorumlar

Henuz yorum yapilmamis.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: YASAK!