Web Sitemize Hoşgeldiniz 10 Aralık 2018

Çoklu Medya Ortamlarından ve Basılı Kaynaklardan Deyim Hikayeleri


Şimdiki Yazımızda “Çoklu Medya Ortamlarından ve Basılı Kaynaklardan Deyim Hikayeleri” Konusundan Bahsedeceğiz

Ateş pahası Deyiminin Hikayesi

Anlamı: Çok pahalı, fiyatı çok yüksek.

Kanuni Sultan Süleyman maiyetiyle Halkalı civarında ava çıkar. Aniden başlayan şiddetli yağmur, padişah ve adamlarını karşılarına çıkan ilk eve sığınmak zorunda bırakır. Ev sahibinin yaktığı ateşin karşısında elbiselerini kurutup ısınan padişah, yanındakilere dönerek, “Şu ateş bin altın eder” der. Yağmurun dinmemesi üzerine padişah ve maiyetindekiler, geceyi de bu evde geçirirler. Konuklarını tanıyamasa da önemli ve zengin şahıslar olduklarını anlayan ev sahibi, sabah ona borcunu soran sultana “Binbir altın” cevabını verir. Bu cevabın şaşkınlıkla karşılanması üzerine ise ateşe bin altın değeri kendisinin biçtiğini, gecelik konaklamanın ise bir altın olduğunu söyler. Bu şekilde “ateş pahası” deyimi ortaya çıkar.

Etekleri Zil Çalmak Deyiminin Hikayesi

Anlamı: Çok sevinmek, işler yolunda olmak.

Bir zamanlar Anadolu’nun bir yerinde, herkesin sevip hürmet ettiği güler yüzlü, tatlı dilli bir şeyh yaşarmış.
Şeyhin, pabuçlarının sivri ucunda ve cüppesinin eteklerinde yüzlerce kuzu çıngırağı bulunurmuş. Şeyhin uzaktan gelişi bu çıngırakların çıkarttığı sesten anlaşılırmış.
Bir gün şeyhe bu çıngırakları niçin taktığını sormuşlar. O da:
– Yürürken yerdeki karıncaları ürkütüp çiğnenerek ölmelerine engel olmak için, diye cevap vermiş.
Bir gün güvenlik güçleri , çok tehlikeli bir hırsız çetesinin saklandığı yerden çıkmasını beklerken, çıngıraklı şeyh oradan geçiyormuş. Azılı hırsızlar çıngırak sesini duyunca ortaya çıkmış ve kaçmaya çalışırken yakalanmış.
Azılı bir çetenin yakalanmasına sebep olan çıngıraklı şeyhi halk sevincinden kucaklayıp havaya kaldırırken, şeyhin eteklerindeki çıngıraklar, daha fazla ses çıkarmış, adeta zil çalmış. Halk da bu çıkan sesten çok mutlu olmuş.
Bu olaydan sonra o yerin ahalisi, bir şeye çok sevinip mutlu olanları görünce, “Ne o eteklerin zil çalıyor.” demeye başlamış. Bu şekilde “etekleri zil çalmak” deyimi ortaya çıkmış.

Ocağına İncir Ağacı Dikmek Deyiminin Hikayesi

Anlamı: Birinin varlığına ya da saygınlığına yönelik harekette bulunmak

Yaptığı zulümlerle tanınan bir devlet adamı, konağının bahçesini düzenletiyormuş. Kocaman bir incir ağacını görüntüyü bozuyor diye kestirmek istemiş. Bahçede bulunan İncili Çavuş, bunu duyunca devlet adamına şöyle seslenmiş:
– İncir ağacı yerinde dursun, kestirmeyiniz.
– Niçin?
– Nasıl olsa bir gün birinin ocağına dikersiniz, cevabını vermiş. Bu şekilde “ocağına incir ağacı dikmek” deyimi ortaya çıkmış.


√ DERS KİTABI CEVAPLARINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN!

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAS

Yorumlar

  1. Booopk aldemir dedi ki:

    Gerçekten güzel olmuş bizzat türkçe öğretmeni olarak beyendim.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.